1 Tem · MommiesBook · One Comment

Sabah Gazetesi Röportajım

Kimse kimseye ilaç önermemeli

 

Mommiesbook.com’un yazarı 28 yaşındaki Gül Süral, yaşadıklarını tüm içtenliği ile blogunda anne adayları ve annelerle paylaşıyor. 24 yaşında evlenip 26 yaşında anne olan Süral’ın yanında anne veya kayınvalidesi de yok. Her şeyi kendim öğrenmeye ve uygulamaya çalışıyorum diyen Süral’ın en tahammül edemediği şey ise, internetten annelere veya anne adaylarına ilaç önerilmesi…

 

Sağlık sektöründe çalışırken evlenip çocuk sahibi olmaya karar verince işten ayrılan, Muhteşem Yüzyıl dizisinde 4 bölüm boyunca Nadya karakteri ile izlediğimiz Gül Süral’ın en büyük ideali iyi bir eş ve iyi bir anne olabilmek. Süral’ın sağlık sektöründen gelmesi sebebiyle sağlıklı yaşamla ilgili bazı takıntıları olduğu da bir gerçek.

 

Gül Süral kimdir? Biraz sizi tanıyabilir miyiz?

28 yaşındayım, 24 yaşında evlendim. 1.5 yaşında Zeynep Derin adında bir kızımız var. Üniversitede işletme okudum. Oyunculuk, hayatımda hep vardı. Lisede tiyatro grubundaydım, oyunlar çıkarırdık. İş hayatına başladığım zaman hobi olarak Müjdat Gezen Sanat Merkezi Akşam Okulunda tiyatro eğitimi aldım. İş çıkışlarında gittim. Eğitimimi tamamladım. Evlendim. Evlilik öncesinde de oyunculuk yapmıştım ama evlilik sonrasında gelen teklifleri daha detaylı irdelemek gerekiyor. Muhteşem Yüzyıl’dan bir teklif geldi. Dört bölüm orada Nadya olarak oynadım. Ajans beni buldu. Ondan önce de birkaç filmde ve reklamda oynamıştım ama çok da oyunculuk yapmak istemediğim bir dönemde kıramayacağım sevdiğim insanlar aracılığıyla geldi, çok güvendiğim yapım şirketi olan arkadaşlarımdan…

Aslında oyunculuk sizin birinci kariyer tercihiniz değildi? Zaten bir işiniz vardı…

Evet, hobi olarak yapıyordum. Oyunculuk zor bir olay. Set ortamı ve oyunculuk zor ortamlar. Ben çalıştığım hastanede beyin ve sinir cerrahisi bölümündeydim, hekim hasta ilişkilerinde görevliydim. Tedavi olacak hastaların operasyonlarını yapıyordum. Tedaviye uygunlar mı değiller mi diye. Diyaliz merkezinde de böbrek hastaları ile çalıştık. Ben biraz daha sosyal sorumluluk ayağındaydım. Sonra işten ayrıldım. Çocuk planımız oldu. Zaten oyunculuk da bir bakıma askıya alınmış gibi oldu. Şuanda çalışmıyorum. Sadece blogum ile ilgileniyorum. Röportajlar yapıyorum. Gelen soruları yanıtlıyorum. Tüm enerjimi insanlara faydalı olabilmek, onlarla bir şeyler paylaşabilmek adına bu işe verdim.

Blog yazmaya ne zaman başladınız?

Çok boş zamanım olduğu için, çalışmadığım için sürekli okuyordum. İnanılmaz okumaya zaman ayırmaya başlamıştım. Okumaya ve araştırmaya başlamıştım.

Neden, hamilelik ile ilgili endişeleriniz, korkularınız mı vardı?

Hayır, ben lisede, üniversitede, iş hayatım aktifken veya değilken hep olan bir şey vardı; ben çocukları çok sevdiğim için çocuk gelişimi ve bu tarz şeyleri hep çok merak ettim ve belli yayınlar bizim eve düzenli olarak hep gelirdi. Hani pedagojik eğitimler vb. bu tarz şeylere hep ilgim, merakım vardı. Çok iyi bir anne olmak, olmaya çalışmak benim en büyük idealimdi hep, her zaman.

İşim dolayısıyla sağlık sektöründe olduğum için ve eşim de sağlık sektöründe olduğu için çok fazla doktorla iletişim halindeyiz. Doktor çevreme de her şeyi danışıp sorabilme lüksünde olduğum ve çok da araştırdığım için hamileliğim boyunca; arkadaşlarım, arkadaşlarımın arkadaşları, o kadar çok danışan oluyordu ki bana. Sürekli birileri Gül keşke bunları yazsan, keşke bunları, öğrendiklerini bildiklerini paylaşsan. Ben de yok o kadar blog var, neden ben uğraşayım bu kadar şeyle gerek yo diyordum.

Bir gün bir arkadaşımla birlikte otururken telefon çaldı. Hamile bir arkadaşım benden doktor tavsiyesi istedi. Ben de doktor tavsiye ettim, hamileliği ile ilgili yememesi gereken ürünleri söyledim. Yanımdaki arkadaşım da hamileydi ve dedi ki; ‘Gül sen bildiğin danışmanlık veriyorsun şuanda’

Ben de dedim ki acaba yazsak mı? Eşim de çok desteklemişti, hep yazmamı istiyordu. Sürekli yaz diyordu. Ben de yazmaya karar verdim. Ne kaybederim dedim. Yazdıkça çok keyif aldım. Kendimi, yaşadıklarımı, üzüldüğümü, küstüğümü, darıldığımı yazdım, her şeyi yazdım.

Bunun yanında yazdığım ve benim fikrim olan her şey için yazımın içine ‘bana göre’ bulundurdum. Bana göre olmayan yazılarda da alanında uzman hekimlerin görüşlerini bulundurdum hep. Doktor röportajları var bloğumda. Doktorların önerileri var. Hamilelik sırasında ve doğum sonrasında yapılabilecek egzersizler var. Ben kadının her konuda kendinden bir şeyler bulabileceği bir yapı oluşturmak istedim. Onu da yaptım. Sonuna gelmek üzereyim. Daha 6 aylık bir blog, çok yeni bir blog. Çok daha güzel olacak inşallah.

 

Diğer bloglardan farkı ne, neden sizin bloğunuzu okusunlar?

Çok çeşitli doktorlardan; göz, pediatrik kardiyoloji, kadın doğum uzmanı, çocuk doktorlarından, Amsterdam üniversitesinden alanında uzman hekimlerden bile röportajlar var. En iyi kimse ona gittim açıkçası. Herşeyi sordum.

Çocuğum püreden ek gıdaya geçemedi diyor mesela, ben biliyorum nasıl olacağını ama yazmıyorum. Arıyorum 2-3 hekim arkadşımı. Nasıl yönlendirmeliyiz diyorum. Bu gidişatı nasıl doru planlayabiliriz? Onlardan destek alıyprum. Bunu annelerin çoğu yapamaz. Bir doktor o da kendi doktoru ile görüşebilir. Arkadaşına sorar, dostuna sorar. Ben birkaç uzman hekim ve kendi yorumumu katıyorum. Orada bir fark yaratmaya çalışıyorum. Amacım, herşeyi bulabilecekleri bir yapı.

Diğer blogları takip ediyor musunuz, daha değişik neler yapabilirim diye projeler üretiyor musunuz? Aranızda rekabet var mı?

Ben yaptığım işin en iyisini yapmaya çalışıyorum. Diğer blogger annelerden takip ettiğim anneler de var, görüştüğüm anneler de var. Ben çok yeni bir blogger olduğum için tavsiyeler aldığım anneler de var. Çok iyi niyetli, gerçekten samimi kişiler tanıyorum. Onlarla beraber işler yapıyoruz, konuşuyoruz. Yönlendiriyorlar beni birçok konuda. Böyle bir rekabet tarzında bir şey yok. Zaten ben o rekabet havasına giremem, barınamam orada. Benim için her şeyden önce samimiyet.

Blog nasıl başladı?

Blog, ben Zeynep’i uyutamıyordum. Hiçbir şekilde uyumuyordu. Gece saat 12-1 Zeynep uyumuyor. Ayağımda sallıyorum, omuzuma alıyorum yok. Yapmadığım maymunluk kalmadı. Ağlamıyor ama uyumuyor da. Çocuk uyumuyor. Ben bir gün tüm uyku eğitimlerini araştırdım. Tüm yöntemleri okudum, araştırdım, bir günümü buna ayırdım. Sonra ‘Ben çocuğuma uyku eğitimi vereceğim’ dedim. Kendi kendime. Bunu veren merkezler var ama ben bunu kendim yapabilirim dedim. Okudum, çalıştım. Destek alınması gerekiyorsa elbette yardım alınabilir ancak biz o aşamaya gelmeden çözebildik. Çocuğumu başkası değil ben uyutmak istiyorum dedim. Yöntemleri okudum, kendim öğrendim ve kendim uygulamayı tercih ettim. Çünkü her çocuğun karakterinin kişiliğinin farklı olduğunu düşünüyorum ben de olaya spesifik yaklaşıp çocuğumun tepkilerine karşı etki geliştirdim.

Karar verdim. Zeynep’i yatağına koydum. Aldım telefonu elime, çok spontan, açtım instagram videosunu ve şöyle dedim; ‘Zeynep şuan yatağında, uyku eğitimine başladım, doğru mu yapıyorum, bilmiyorum’ dedim. Bu kadar. Bundan sonra o videonun altına o kadar çok yorum ve soru ve takip isteği geldi ki… Gül hanım lütfen paylaşın dediler. Neler oluyor bizimle paylaşın dediler. Ben 3 günde bir video çekip koydum. Şuan şu durumdayız. Şuan 3 dakikada uyuyor, bugün 5 dakikada uyudu… herşeyi çektim koydum. Bir gün bir arkadaşım dedi ki; Gül yaz bunları. Blogumda uyku eğitimi ile ilgili o kadar çok bigi bulabilirsiniz ki! Yapamadığım, başaramadığım veya başardığım. Faydalı olduğum.

Uyku eğitimidir yani bunu tetikleyen. Çünkü anneler olarak o kadar benzer veya aynı şeyleri yaşıyoruz ki. Tek derdimiz faydalı olmak. Benim çocuğum da uyumuyor, onun çocuğu da. Benim çocuğumun da gazı var, onun çocuğunun da. Herkes yazsın, okuyalım, bilgilerimizi paylaşalım istiyorum.

Bilgi kirliliği değil; bilen, yaşayan, çözüm üreten, çözüm bulan insanlar yazsınlar. Herkes paylaşsın. Forumlarda bilgi kirliliği var. Ben doktora gidip bunu doğru mu yazdım diye soruyorum.

Sizi en çok anneler mi okuyor?

Çoğunlukla anneler. Bir de ben eşime; Ne yapmalıyım? Bir hedef kitlem olmalı mı? Hedef kitlem anneler mi olmalı? Diye soruyordum. o da bana dedi ki içinden geldiği gibi yaz. Ve ben şunu gördüm bazen karşılaştığım insanlar Gül Hanım, nasılsınız, sizi severek takip ediyorum diyen kişilerin yüzde 60’ı anne ise yüzde 40’ı anne değil. Ne yaptınız, uyutabildiniz mi çocuğunuzu diyor mesela. Ya da diyor ki o ruj ne kadar güzel, nereden aldınız? Diyor. Herkesle paylaşabilecek birşeyler var aslında. Ben paylaşmayı çok seviyorum. İnsanları çok seviyorum. Samimiyet olsun istiyorum.

Yaptığınız tek iş blog mu? İşe başlayınca bırakacak mısınız?

Benim artık işe başlama gibi bir durumum yok zaten blog artık benim işim. Haftalık yapacağım doktor röportajlarım belli. Kimlerle konuşacağım ve sorularım hazır. Sabahlara kadar yazmak var artık. Sekiz kitap yan yana koyup hepsinden bakıp teyid edip yazmak var.

Bu kadar ciddiye alıyorsunuz yani bu işi? Bu kadar ciddi araştırıyorsunuz?

Evet. Bana göre, doktorlara göre… diye de belirterek yazıyorum. Bir soru geliyor. Hamilelik sonrası kilolarımı veremedim diyor. Açıp telefon diyetisyen arkadaşıma soruyorum. Tiroit hormonlarına baktırsın diyor. Ben de tiroit hormonlarınıza baktırır mısınız diye yazıyorum. Sadece faydalı olmak istiyorum. Bir çıkarım yok.

Önerirken marka yazıyor musunuz?

Kullanmadığım, emin olmadığım hiçbir şeyi asla hiç kimseye önermiyorum. Marka yazmıyordum aslında. Bir arkadaşımdan uyarı aldım. Hiç marka yazmıyorsun, bu hiç samimi değil dedi. Sen samimi bir insansın, ne kullanıyorsan onu bizimle paylaş dedi. Ben de yazmaya başladım. Kullandıklarımı yazdım. Bazıları hiç bilinmeyen ürünler mesela. Bu sefer de anneler ben bunu bulamıyorum diye yazmaya başladılar. Bazen başka illerde yaşayan anneler markalara ulaşmada zorluk yaşayabiliyorlar.

Geçen gün bir ürün fotoğrafı çekip koydum; altına da yıllardır vazgeçemediğim krem yazdım.

Altına tüylenme yapıyor mu, kaşıntı yapıyor mu, ne kadardır kullanıyorsunuz, nasıl kullanalım gibi sorular geldi. Hemen firmaya soruları mail attım. Dedim ki; eğer bu soruların yanıtlarını bana verirseniz yayınlayacağım. Faydalı olduğumu düşünüyorum. 20 liralık ulaşılabilir bir üründen bahsediyoruz. Zeytinyağı da kullanıyorsam çocuğuma, ben bunu da zeytinyağı sürdüm bebeğimin poposuna diye yazıyorum.

Katıldığınız davetlerdeki ürünleri kullanıp, deneyip yazıyor musunuz?

Mutlaka deniyorum. Memnun kalmazsam yazmıyorum. Memnun kalmadığımı da şöyle yazıyorum. Satın aldığım bir oto koltuğundan memnun kalmadım. Ben bu koltuğu aldım, şu özelliklerinden dolayı, şu sebeplerle memnun kalmadım ve gittim yenisini aldım diye yazıyorum. Bu iyi mi kötü mü bilemiyorum ama benim için samimiyet açısından çok önemli.

Forumları veya facebooktaki grupları takip ediyor musunuz?

Evet. Ve bazen çıldırıyorum. Öyle şeyler oluyor ki! Dayanamıyorum ve yazıyorum. Siz bir hamileye nasıl ilaç tavsiyesinde bulunursunuz, benim bunu aklım almıyor diyorum. Hangi kafa ile? Benim eşim doktor diyor. Eşiniz o zaman internetten muayene etsin diyorum. Var mı böyle bir şey? Ne yapıyoruz? Doktora gidiyoruz. Hamile, mide bulantısı var, şu çok iyi gelir. Kemoterapi ilacı öneriyor ya. Neyin kafası bu? Benim bunu, aklım almıyor, sinirlerim de kaldırmıyor. İnternet ortamında birbirimize giriyoruz. Sen o çocuğun o annenin günahına nasıl girersin?

Annesin, bir bebeğin var veya hamilesin. Ben hamile kaldım. Tam 5 tane doktor değiştirdim. Bir doktor köpeklerini çiftliğe ver dedi; değiştirdim. Çay içemezsin dedi; değiştirdim. Onu yapma dedi; değişirdim. Bunu yapma dedi; değiştirdim. Neden? Bir hamilenin kafası rahat olmalı. Tabii ki ciddi konularda uyarılmalı ama rahat olması lazım. Son doktorum; hepsinin önerilerini ve dozlarını söyledi. Çayı çok içme, köpekler kalabilir ama şunlara dikkat et gibi… Gerilmenin anlamı yok ama bu kadar rahat olmanın da anlamı yok. İlaç öneremezsin. Bunu yapamazsın. Ben böyle olmak istemiyorum. Bu işin ticari kısmı beni hiç ilgilendirmiyor. Ben bir çocuğun veya bir annenin hayatına, sağlığına mal olamam. Bu kadar!

Annenizle aranız nasıl? Ona açıp bebek bakımı ile bir şeyler soruyor musunuz?

Annemle şuan iletişimim yok. Bebeğim 5 aylıkken iletişimimiz koptu. O çok küçük yaşta anne olmuş. İlk çocuğuydum. Çok bilinçsiz ve tecrübesizmiş. Çok da bilinçsiz büyümüşüz aslında. Bana şekerli şeyler yedirmişler bir yaşıma kadar tatlı pasta vs. Şimdi ben sağlıklıyım ama 28 yaşındayım. İnsanlar eğer çok ciddi hastalıkları yoksa zaten 35-40 yaşlarına kadar sağlıklı geliyorlar. 35’ten sonra genetik yatkınlıklarımıza göre şekillenecek bu. Ben şuan evet sağlıklıyım ama bir şeker hastası adayıyım. Şeker konusunda bilinçli büyütülmedim. Annem 35 kilo almış hamileliğinde ben 4.5 kilo doğmuşum. Bende de hamilelik şekeri çıktı. Benim de şeker tüketimime dikkat etmem lazım. Şuan sağlıklı olmam iyi büyütüldüğüm anlamına gelmiyor. Şuan Zeynep’le bir yere gidiyoruz. Yaşıtı ile yan yana yemek yiyorlar. Ben çocuğuma yayla çorbası yediriyorum. Arkadaşım bebeği yayla çorbasını içmiyor diye dolaptan ona bir çikolata çıkarıp verebiliyor 1-1.5 yaşındaki bebeğine. Aman ne olacak ki diyor. Vermemeli bence. Aman ne olacak ki değil, bebeklerimizi ne kadar çok korursak o kadar iyi. Zaten ileride o kadar çok GDO’lu şeylerle tanışacak ki, kanser o kadar yayıldı ki. Sen bir koru. Bağışıklığı oturana kadar çocuğunu koru, sonra sal gitsin zaten bir şey olmaz. 15-16 yaşından sonra o zaten şekerini de yer, diyetini de yapar. Kendisi ayarlar.

Pimpirikli bir anne misiniz?

Değilim ama yemeğimi yaparken dikkat ediyorum. Ağustosta 100 kilo domates alıp onları 70-80 şişe yemeklik domates haline getiriyorum. Fasulye, barbunya alıyorum 50’şer kilo onları kışlık olarak hazırlıyorum.

Evde anne-kayınvalide yok bunları kimden öğrendiniz?

Hiç kimseden. Evde çalışan kadınla oturup yapıyoruz. Bazen babam geliyor yardım etmeye. Oturup ayıklıyoruz. Bunları ne yapılırken gördüm ne de birine yaparken yardımcı oldum. Ben sadece meraklıyım.

Sağlıklı yaşam takıntınız var mı?

Sağlık sektöründeydim. Dolaysıyla var. Beyin ve sinir cerrahi çok enteresan bir alan. Deniz ve derya. Dikkat edilmesi gereken şeyleri biliyorum mesela. Sağlık sektörü bana ciddi anlamda şükretmeyi öğretti. Yani altı aylık bir bebek kanser hastası beyninde tümörle geldiği aman ben ‘Neye, niye üzülüyorum, sen kimsin , bu çocuk 6 aylık’ diyordum. Şuan öyleyim. Eşim, ‘Gül bugün şöyle oldu, böyle oldu’ dediği zaman ‘Çocuğumuz sağlıklı ya, boşver’ diyorum. Ne maddi problemler ne de ailevi sıkıntılar, hiçbir şey sağlıktan önemli değil.

Maddi problemler sizi yıldıramaz mı, ters düz olsanız?

Hayır. Ters düz olsam, tam terste de kalsam şükretmekten vazgeçmem.

Nasıl bir annesiniz?

İyi olmaya çalışan bir anneyim. Çocuğa sabırla bir şeyleri verebilmek çok önemli. Yoksa çocuğu doğur, koy bir odaya, çocuk orada da büyür. Köyde 10 çocuk aynı anda büyüyor. Hem sabır anlamında hem de onların geleceklerine katkıda bulunabilmek adına genç anne olmanın daha avantajlı olduğunu düşnüyorum. Mesela Zeynep’in kendi kendine yemek yiyebilmesi, benim buna sabır gösterebilmem, ona öğretebilmem bence genç anne olmanın avantajları. Belki 35-40 yaşında olsaydım ‘Eee , yeter’ olabilirdim.

İlk çocuk, ilk deneyim, her şeyi onunla yaşıyorsunuz…

Ama liseden beri okunan birçok pedagoji kitabı, çocuk psikolojisi kitabı. Benim eşimin de bir önceki evliliğinden 10 yaşında bir kızı var. Çocukları inanılmaz seviyorum çünkü ben ayrı anne-babanın çocuğuyum. Ben kafede arkadaşımla otururken yanımızdaki masada anne-baba-çocuk oturuyorsa; ben oturur ağlardım. Çünkü benim hiçbir zaman ailem olmadı. Benim idealim hep ‘Çok iyi bir olayım, çok iyi bir anne olayım’ oldu. Gerisi çok önemli değil. Maddi anlamda ya da iş anlamında sıkıntılı dönemler herkesin hayatında oluyor. Bizimde hayatımızda oldu. Ben de memur bir babanın çocuğuyum. Sağlık sektörü bana neye üzülüp neye üzülmemem gerektiğini öğretti. Şuanda da belki de ondan çıldırıyorum, insanlar hamile annelere ya da insanlar insanlara ilaç önerince deliriyorum.

Eşinizin bir çocuğu olması sizi korkuttu mu?

Korkutmadı. Neden? Çünkü bende ayrı anne-babanın çocuğuyum. Benim anne tarafımla görüşmememin de sebebi bu. Destek olabilecek yapıda insanlar olmadıkları için… Eşimi eleştirdikleri için. Eşim diyabet; onu eleştirdiler. Çocuğu var; onu eleştirdiler. Ben ayrı anne-babanın çocuğu olduğum için ve sınırlı sevgi görebildiğim için belli bir yaştan sonra ve Allah çok büyük olduğu için, hiç birimizin ne olacağı belli olmadığı için; hiç sorun etmedim eşimin çocuğunu. Biz kendisiyle 5 yaşında tanıştık. Zeynep’i uyuturken gireriz yatağa, sohbet ederiz, dertleşiriz, çok seviyorum kendisini. Evlat ya çocuk, çok başka bir şey.

*******************

Hamile giyimi o kadar kısıtlı ki. Hamileyken giydiğim tüm elbiseleri o dönem hamile olan bir arkadaşıma veriyorum. O doğuruyor bana getiriyor, temizliyorum, diğer hamile olana veriyorum. Geçenlerde üç aylık hamile arkadaşım geldi, hiç elbise bulamıyorum dedi. Tüm elbiseleri, bol giyilen rahat elbiselerim ile lohusalık elbiselerimi ona verdim. Hiç boşuna almayın diyorum. Giyilmiyor çünkü sonradan.

****************

Kaç kilo aldınız hamileliğinizde?

18 kilo aldım. 54 kilo ile hamile kaldım, 72 kilo ile bitirdim. Gebelik diyabeti dışında sağlıklı bir hamilelikti. Dikkat ettiğiniz zaman hiçbir sorun olmayan bir durum gebelik şekeri.

Bahçeli eve çocuk için mi taşındınız?

Evet. Bence şehirde geçen zaman boş geçiyordu. Zeynep doğduktan sonra bir sene boyunca Nazilli’den kabak, havuç, süt, elma getirdim. Yoğurdumu kendim yaparım, hiçbir zaman dışarıdan yoğurt almam. İlk evlendiğimde de bahçeli bir evde oturuyorduk. Orada da bahçenin yarısında fasulye, biber vardı. Tuzla’daki evimiz de bahçeliydi ama çok uzaktı. Sonra Bostancı’ya taşındık. Ben Zeynep’i dışarı çıkarma istemedim egzoz dumanından dolayı. Burada yemyeşil, mis gibi oksijen solusun istedik.

Hamburger tarzı yiyeceklerle tanıştı mı Zeynep?

Asla. Tanışmadı. Olması gereken bu bence. Hamburger ile bizim bile işimiz olmamalı. Evde kendin yap köfteni, ye.

Aynı tempolu çalışma hayatına geri dönseydiniz ve evde yoğurt, köfte yapamasaydınız?

Niye yapamayayım ki? Yoğurt yapmak yarım saatlik bir iş. Sütü kaynatıyorsun, mayalıyorsun bir kaşık yoğurtla. 5 saat sonra yoğurt hazır.

Çalışıyorum bahane mi?

O kadar çok çalışan ve ekmeğini, yoğurdunu evde yapan anneler var ki. Bence ‘Çalışıyorum, yapamam’ bahane. Böyle bir bahane olmamalı. Yapabilirler. Ben yazın o sebzeleri dolaba atıyorum. Neden? Evde sebze bulunsun diye. Bunu çalışan anneler de yapabilirler. Bir hafta sonunu alır sadece. Gezmeyecekler, fasulye ayıklayacaklar. Yapmalılar bence. Annelik o kadar kolay bir şey olmamalı.

Nasıl bir eşsiniz? İstediğin ideal eşi olabildiniz mi?

Olmaya çalışıyorum. Sabırlı olmaya çalışıyorum. O da öğrenilen bir şey. Aramızda 11 yaş fark olması da çok güzel bir şey. İyi bir şey. İlk zamanlarda 24-25 yaşımdayken yaptığım davranışlara şuan şaşırıyorum ve eşime ‘Sen neden benimle evlendin?’ diyorum. Ne kadar saçma sapan hareketlermiş diyorum. O da diyor ki ben sendeki geleceği gördüm. Bence arada yaş farkının olması , eşin tolere edebilmesi ve anlayışlı olması açısından önemli. Şöyle bir eş benimkisi; gerçekten el üstünde tutuyor beni. Elinden geldiğince, gücü yettiğince sıkıntıları bana yansıtmamaya çalışıyor. İşle ilgili sıkıntıları varsa veya canı bir şeye sıkıldıysa orada hep birlikte çözmeye çalışıyoruz. Ben ‘Boşver hayatım, bir her türlü doyarız, önemli olan senin sağlığın, senin huzurun, bizim huzurumuz’ diyorum. Çünkü o da diyabet ve sağlığına stresine dikkat etmesi gerekiyor. Benim için de önemli olduğu için, ondan ve çocuğumdan öte kimse önemli değil.

Eşiniz diyabetli olduğu için evde yemeklere dikkat ediyor musunuz?

Elbette dikkat etmeye çalışıyorum. Tatlı yapmamaya çalışıyorum. Makarna, pilav, patates kızartması yapmamaya çalışıyorum. Yapacaksam da şeker oranı düşük tutmaya, light şeyler yapmaya çalışıyorum. Şeker hastası her şeyi yiyebiliyor zaten. Sadece pilav, patates, baklava, tatlı bunlar bizim için de sağlıksız olan şeyler. Evimize de fazla giren şeyler değil. Zeynep için de ben kendim mesela yulaflı, ballı, cevizli atıştırmalıklar yaparım, fırına atarım, haftalık atıştırmaları olur. Gidip marketten içeriğini bilmediğim şeyleri almam. Eşime de yedirmemeye çalışıyorum.

En tahammül edemediğiniz şey ne?

İlaç tavsiyesi.

Category: Gül'ce

MommiesBook

ONE COMMENT

  • Elif dedi ki:

    Mukemmel bir roportaj olmus, tam halini simdi okudum.Sana ve tecrubelerine gercekten sahsen ihtiyacim oluyor zaman zaman.Cok yasa Gül. sen hep yaz

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Kategoriler

Yenilikleri takip etmek için E-Bülten’ e üye olun


Bumerang - Yazarkafe