Organ Nakli

Türkiye’de her sene 2000 kişi organ nakli beklerken hayatını kaybediyor.    Son 5 yılda beyin ölümü gerçekleşen 8.601 hastanın 2.045’i nin organ nakli gerçekleşmiş Geride bağış bekleyen 6000 kişinin hayalleri toprağa gömülmüş.     Geçen sene 1700 kişinin 375’ i organlarını bağışlamış. Aslında öylesine önemli ki, organların hasta insanlara can vermesindense, toprak altında yok olması çok acı...     Konu bu kadar değerliyken, ben de Türkiye’ nin en önemli organ nakli doktorlarından Prof. Dr Kamil Yalçın Polat ile bu konuyu enine boyuna konuştum.   Prof  Dr Kamil Yalçın Polat, kurulduğu günden beri İstanbul' da en çok oran nakli yapan, Memorial Ataşehir Hastanesi' nin Organ Nakli Merkezi Başkanı. Dünya standartlarının üzerinde bir başarı hedeflemiş ve hedefinden hiç şaşmayarak  Türkiye' nin en başarılı isimlerinden biri olmuş. Hep önce memleketim demiş, kendi insanına faydayı herşeyin önüne koymuş.   Peki bu kadar başarılı bir insan, öğrencilik hayatında neleri hedefledi, bir baba olarak neleri önemsedi, nasıl bir evlat, en hassas noktaları neler… Merak ettiğim her şeyi sordum, sevgili hocam anlattı. Hikayesi dillere destan, değerli hocam Prof. Dr Kamil Yalçın Polat'ı ben dinlemeye doyamadım, siz de okumaya doyamayacaksınız.       Başarılarla dolu bir hayat. Nasıl başladı, neler oldu? Sizi biraz tanıyabilir miyiz?   Prof. Dr. Kamil Yalçın Polat aslen Erzincanlıyım. Uzun süre Doğu Anadolu'da görev yaptım. İlkokulu Erzincan'da ortaokul ve liseyi Erzurum' da bitirdim. Öğrencilik hayatım çok keyifli geçti, her aşamasında çok mutluydum. İlkokulu bitirdiğimde Erzincan’da bir bilgi yarışmasında il birincisi oldum. İlkokul 1. sınıfta doktor olmaya karar verdim. Hedeflerim her zaman vardı. Başka hiçbir meslek düşünmedim. İlk kez ortaokulda resim dersinden kötü not aldım, resim yapmayı beceremiyordum.  Bu nedenle çok üzülüyordum ve çok çaba gösterdim. Lisede resim bölümünü seçtim ve resim sergisi açtım. Şimdi çok iyi resim yapabiliyorum. Lisede TÜBİTAK'ın yarışmalarına girdim ve altın madalya aldım. TÜBİTAK'tan burslu olarak okudum. O burs bana çok yardımcı oldu. Sınava 5 bin kişi girmişti ve 50 kişiye burs verdiler. Ekonomik olarak ailemin durumu orta -ortanın altıydı. Babam ilkokul mezunu, annem okuryazar değildi. Ancak asıl mentorum annemdi. Hala sıkıntılarımı onunla paylaşıyorum ve onunla çözebiliyorum. Annem Anadolu’nun bilge kadınlarındandır. Üniversiteyi Erzurum’da okumak durumundaydım, Batı’da okumak isterdim ama ekonomik durumumuz uygun değildi. Fakültede çalışkan bir öğrenciydim ve dönem 2.’si olarak mezun oldum.   Başarılarla dolu bir çocukluk dönemi…   İhtisas imtihanına girdim. Birincilikle kazandım. Cerrahi bilimleri istiyordum. Daha sonra özel bir alana yönelmem gerek diye düşündüm. Mecburi hizmet yapmadım çünkü okulu derece ile bitirdim. Genel cerrahi ihtisasımın sonuna geldiğimde her şeyi yapabilmek istiyordum. Fakat sonuna geldiğimde her şeyi yapamadığımı fark edip, kendimi eksik hissettim. İşi bilimsel boyutta yapmak istiyordum. Ekstra neler yapabilirim diye düşündüm.   Biz de üniversiteyiz, biz niye yapamıyoruz?   Öyle bir şey yapmalıyım ki; Atatürk Üniversitesi’nden hiçbir hastayı ''biz yapamadık'' diyerek başka bir merkeze sevk etmeyelim diye düşünüyordum, böyle bir hedef koydum kendime. Bu hedefe de ulaştım. Şimdi orada çok başarılı öğrencilerim var ve onlara çok güveniyorum.   “Organ nakli hep hedefimdi”   1991 yılında uzmanlığımı aldım. Her şeyi yapabiliyorum; ama organ nakli çok başkaydı, o dönem sadece böbrek nakli yapılabiliyordu. İstanbul Üniversitesi’nde eğitim almaya karar verdim. O dönemdeki fakülte yönetiminden görevlendirme yazısı aldım. Buradaki Uluğ Eldegez Hocam ''sen kime sordun geldin'' dedi. İlk şoku yaşadım orada. ''Ben bu işi öğrenmeye geldim'' dedim. ''İnsan bir sormaz mı, izin istemez mi? '' dedi. “İstemiyorsanız geri gidebilirim” dedim. Öyle deyince Hoca hayır diyemedi tabi. Şimdi o merkezdeki hocamla 25 yıllık bir beraberliğimiz var. O süreçte organ naklinin nefesini hissettim. Sonra Erzurum’a döndüm, Erzurum’daki şartlar çok zordu. İnsanları nakil yapacağıma inandırmak daha da zordu. Herkes “normal değil bu adam” demeye başladı. Ben bunu yapacağım dedim; ama çok zorlukla karşılaştım. Bu durumda kariyerimi tamamlayayım doçent olayım diye düşündüm. Hep gençlerle konuşuyordum. Her gün sabah kalktığımda kendi kendime “ben nakil yapacağım” diye telkinde bulundum. Gün içinde de öğrencilere organ naklini anlatırdım, onlara anlatarak kendimi ayakta tutardım, organ naklinden konu açardım sürekli.   Ve AMERİKA…     Daha sonra kariyerimin bir kısmını Amerika'da devam ettirmeye karar verdim. Bu arada genç uzmanlardan asistanlardan işaretlediklerim vardı. Her gün her birini motive ediyordum. Amerika ile yazıştım, çeşitli merkezlere soruyordum ancak hep ret olarak geri dönüyorlardı. Erzurum'da profesör bir hocamız vardı. Amerika için referans olabilecek bir isimdi. Onu ikna ettim, birlikte postaneye gittik. O zaman otomatik telefonlar da yok. Postaneye gidip yazılıyorsunu, sıra bekliyorsunuz.  Ama yine sonuç yok, bir sürü bahane ile reddediliyor. Sonra çabalarım sonuçsuz kalmadı ve New York'da bir merkez beni “visiting sugeon” olarak kabul etti. Bu konuda çok başarılı Şükrü Emre Hocam vesile olmuştu. O dönem İngilizce pratiğim de iyi değildi. Ama elbet geliştiririm diye düşündüm, hiç olmazsa ameliyatları izlerim ve hiçbir şey kaybetmem dedim. Ekonomik olarak zor durumdaydım hatta arabamı sattım, ailemi yanıma aldım ve gittim. Geceleri pratik yapmak amaçlı İngilizce kursuna gittim. Merkezin çalışma ortamı tam bana göreydi. Başta beni ameliyata almıyorlardı; ama bir şekilde girmem gerekiyordu. Bir gün klinik direktörünün asistanı aradı ve Hocanın benimle bir görüşme yapmak istediğini iletti. Güzel bir sohbet geçti aramızda. Sonunda “seni kadroya alıyorum, maaş veriyorum, bütün ailene sigorta yaptırıyorum ve benim kliniğimdeki bütün ameliyatlara girebilirsin” dedi.     O an ne hissettiniz?     Başım döndü, rüyada mıyım diye düşünüyordum. Sonra international service’den aradılar ve da evimin kirasını ödeyeceklerini söylediler. Artık istediğim merkezde eğitim şansım vardı. Dünyanın en zengin adamıyım dedim. Sadece ameliyatlar değil sistem çok iyiydi. Ekip ve sistem yönetimlerini çok iyi izledim. Oğlumun biri orada okudu, sonra Türkiye' ye gelip Robert Kolej’de eğitimine devam etti. Eşiniz kriz geçirmedi mi? Hiç bilmediği bir ülke, 2 tane çocukla? En büyük zorluğu zaten eşim çekti. O olmasa benim bu kadar başarılı olma şansım olamazdı. Arkamızdaki her açığı eşim kapattı. Okuyan oğlumun Türkiye'deki müfredata uyumu için bile çalıştırdı. Dönersek Türkiye'de geri kalmasın diye ders çalıştırdı.   Hayatınızdaki vizyoner kadınlar sayesinde buradasınız bir nevi…   Bence en büyük etken eşim. Derece ile mezun olmasına rağmen kariyerinden vazgeçti. Kimi zaman 3 gün eve gitmediğim oluyordu. New York’un ortasındaydık ve tanıdığımız kimse yoktu.     New York’un ortasında mı? Aman Tanrım çaresizliğe bak :) Beni bırakın New York’ un ortasına, 3 ay aramayın umurumda olmaz J     Bütün imkansızlık ve olumsuzlukları elinizin tersiyle itip bembeyaz ilerlemişsiniz ne güzel.   Benim aradığım şey ordaydı. Sistemi gördüm, insanlarla tanıştım, karaciğer nakli eğitimini aldım. Mutluydum. Direktör burada kal çok başarılı bir doktor olursun dedi. Eşim dönelim dedi. Benim de hedefim Erzurum’a dönüp bu işi orada yapmaktı. İstanbul'a da dönebilirdim; ama buraya gelirken bir gün Erzurum'a döneceğim ve orada yeni şeyler yapacağım diye kendi kendime söz vermiştim. Bunu gerçekleştirmem gerekiyordu.   Ne istediğinizi o kadar iyi biliyorsunuz ki…   Erzurum’a döndükten sonra da çok uğraştım. Programı başlatabilmek için 13 yıl sabırla çalıştım, bekledim. Yönetimi ikna etmek için çok şey yaptım. Alet yok malzeme yok, bir tek olumlu olan içimdeki nakil yapma isteğimdi. Rektör ''ben senin bunu yapabileceğine nasıl inanacağım'' dedi. “Belgelerim” var dedim. Tatmin olmadı. “Amerika’daki hocamla telefonla görüştüreyim, o size yapıp, yapamayacağımı anlatır” dedim.   Anlatmaya doyamamıştır sizi :)   Telefonla konuştuklarında yanında değildim. Telefon konuşmaları bitince Rektörümüzün yanına gittim.   Yanındakilere, “gidin ne istiyorsa hepsini yapın dedi”.   Sonra?   Son derece konsantre çalışırım. Hedeflerimden vazgeçmem. İnanıyorsam giderim. Çok düşünürüm hedef koyarken. Sonra irademi arkasına koyarım. Vazgeçilmez bir şey koyuyorum arkasına. Orada merkezi kurdum, öğrencileri yetiştirdim ve artık onların önünde engel olmamam gerekiyordu. Şu an orda bu hizmet çok doğru yapılıyor. O bölgedeki insana hizmet etmek çok güzel. Ülkenin her yeri eşit şekilde kalkınmalı. Ama biz orada İstanbul'dan çok daha geride hep ekside başlıyorduk şartlarımız zordu. 2008 yılında da Erzurum' da uluslararası katılımlı organ nakli kongresini gerçekleştirdim.           Öğrencileri yetiştirmek ve onların önünde olmak istememek. Hiç egonuz yok, inanılır gibi değil.   Kendi ışığına güveniyorsan başkalarının parlamasından korkmayacaksın. Her zaman pozitif düşünmek gerekir.     Erzincan , Erzurum, New York tekrar Erzurum ve İstanbul. Neler bekliyormuş sizi İstanbul' da? İstanbul’a geldiğimde sıfırdan başladım. Memorial Sağlık Grubu bana çok destek oldu. Transplant deneyimi olan bir kurumdu ve çok rahat yürüdüm. Memorial Ataşehir Hastanesi’nde sistemi kurmam, yönetmem gerekiyordu. Başarı gerekiyordu. Bunu başardık. 4.5 yılda 500 karaciğer nakli yaptık. Bu bir rekor.İlk 4.5 yılda 500 karaciğer nakli yapan dünyada başka bir merkez yok diyebiliriz. Memorial benim evim gibi oldu zamanla. Burada pozitif bir sinerji oluşturduk. Türkiye' de 100'ün üzerinde yerde kongre, bilimsel toplantılar yaptım. İşin her noktasını biliyorsunuz. Bravo!     Başarı için, kendinizi akıllı bir şekilde yönetmeniz gerekir. Ekibi iyi kurmanız, lider olmanız gerekiyor. Burada çalışan temizlik işçisinin de bir önemi var. Organ nakli tam bir takım oyunu.   Temizlik çalışanlarının bu stratejik önemlerinden haberi var mı? Nöbetçileeeer katı gözden geçirinnn :)   kamil yalçın polat     Peki ameliyata girerken bir gece önceden ne hissediyorsunuz? Heyecan ya da panik? Ertesi gün olacaklar kafanızda dönüyor mu?   Ameliyata girerken kendimi iyi hissetmem çok önemli.  Ameliyatlarda çok sakin olurum. Çok konsantrasyon gerekiyor. 8-10 saat süren bir ameliyat sonuçta. Zaten ben o ameliyatı 2-3 kez düşüncemde yapmış oluyorum. Hastayı hazırlarken nerede ne yaşarız planlıyorum. Ekipte kim ne yapar çok iyi biliyorum. Herkes işini çok iyi yapıyor. Onların da bu başarıda çok emekleri var ve inanın pek çok profesöre taş çıkarırlar.   Başarı için neler olmazsa olmaz?   Çok istemek ve çok çalışmak gerektiğini düşünüyorum. İnsan şans eseri bir yerlere gelir ama orda duramaz düşer. Cerrahi yetenek önemli; ama her şey beyinde bitiyor. Kim hangi alana konsantre olur ve çalışırsa başarılı olur. Şu ana kadar yaptığım her şey için çok mutluyum. Geçmişe çok takılmam ve bugünü yaşarım. Geçmişe takılırsanız bugünkü enerjinizi kaybedersiniz. Gelecek de aynı şekilde. Gelecek kaygısı başarıyı etkileyen en olumsuz faktördür. Başarısızlık kaygısı olan kişiler fazla bir başarı elde edemez. Bir de kadere çok inanırım ama insan kendi kaderini kendi yazıyor. Çok iyi bir cerrah olabilirsin ama ameliyat yapamıyorsanız bir anlam ifade etmez. İşi ortaya koymak çok farklı bir şeydir. Türkiye' de bu şekilde çok kişi var. Tohum; ama ağaç olamıyor. Oldurmak zor. İnanmak, çalışmak, vazgeçmemek… Kaybetmekten korkan başarılı olamaz. Risk alacaksınız hayatta.   Peki nasıl bir babasınız?   Çocuklarıma çok zaman ayıramıyorum doğru. Hafta sonu 1-2 saat birlikte oluyoruz ve o hafta neler yaptığımızı konuşuyoruz. Motive ediyorum. Asıl anneleridir onlarla ilgilenen. Her problem annelerine anlatılır, sonra bana gelir. Onlar da çok başarılı. Bir oğlum Boğaziçi’nde çift diploma yapıyor. Diğer oğlum Robert Koleji’nde okudu sonra Hukuk eğitimi aldı. En küçük oğlum da Saint Joseph’ de okuyor. Erzincan'dan geldik şimdi buralardayız. Mutluyuz kendimizle barışığız.   Hastalarla iletişiminiz nasıl?   Hep empati yaparım. Hasta bana gelirken ben onun ne düşünüyor olduğunu biliyorum. Gelişinden, konuşmasından, bakışından benden ne istediğini anlıyorum. Duygusal boyutu var. Ben onlarla beraber yaşıyorum. Onların beklediği güler yüz, alaka, iletişim. Onların güvenini kazanmak benim için önemli. ''Bana karşı olumsuz bir şey hissediyor musunuz, bana güveniyor musunuz'' diye soruyorum.   Dramatik hikayeler vardır mutlaka, babasınız, çocuk hastalar oluyor...   Ameliyatta farklı bir kişilikte olurum. Yapmam gerekeni bilirim ve yaparım. Tamamen rasyonel davranırım. Orası benim üretim alanım, orada duygusallığa yer yok. Sakinim ve müzik dinlerim. A planı, B planı, C planı koymak gerekir. Önceden hep kafamda nettir planlar.   D planına yaklaştığınızı hissettiğinizde?   Hepsinin üstesinden gelebilecek durumda olmanız gerekiyor. Bunun adına tecrübe deniyor.   Peki organ nakli?   Organ nakli, siyahla beyaz gibi. Hasta artık bitmiş durumdadır, umudu yoktur. Örneğin yakın zamanda 5 yaşında bir çocuk adı Mustafa, bir merkezden solunum cihazına bağlı olarak geldi.  Mustafa’nın akut karaciğer yetmezliği vardı.   5 yasında...   Evet. Solunum yok, şuuru yok, sadece kalbi çalışıyordu. Koma skoru diye bir kavram vardır normalde bu 15’tir. Ama Mustafa’nın 4-5’lerdeydi. Dedesinden canlı vericili olarak yapmayı düşündük. Çocuğun babasına nakil yapabiliriz; ama yüzde 10’luk bir ümidimiz var dedim. Babası yüzde 10 bile olsa yapalım hocam dedi. Operasyonu başarı ile tamamladık, Mustafa 3 gün sonra uyandı ve sonrasında taburcu ettik. Şimdi çok sağlıklı.   Dedesinden mi aldınız parça?   İnsan karaciğersiz yaşayamaz. Mustafa’nın karaciğerini komple çıkardık, dedesinin karaciğerinden parça alıp ona naklettik. Bir insana yetebilecek karaciğer miktarını hesap ediyoruz. Vericinin hiçbir şekilde bu işten zarar görmemesi gerekir. Verici de çok önemli. Düşünün, sağlıklı bir insan bir organını veriyor.   Sağlıklı bir insan organ bağışı yaparken, öldükten sonrası için organ bağışına olumlu bakmıyorlar. Ne enteresan bir şey.     Kişiden organ alınabilmesi için kişinin yoğun bakımdayken beyin ölümünün gerçekleşmesi gerekir. Beyin ölümüne karar verenler nörolog, anestezist ve kardiyologlardır.  Kişi bitkisel hayattayken organları alınamaz. Sadece beyin ölümü tanısı konulmuş kişilerden alınabilir.   Psikolojik süreci kim yönetiyor?   Koordinatörler organize ediyorlar. Aileyle 1 seans, 2 seans görüşmeler yapılıyor.   Beyin ölümü sonrası kaç saat içinde organ transfer edilmeli?   Organına göre değişiyor. Kalp çok kısa bir süre, çıkarıldıktan sonra 3 saatte takılması gerekiyor. Karaciğer 12 saat, böbrek 24-36 saat bekleyebiliyor. Bunların hepsini Sağlık Bakanlığı yönetiyor.   Hastanın beyin ölümü gerçekleşti, organ alınacak diyelim. Ama hasta 80 yaşında 10 sene önce kalple ilgili bir ameliyat geçirmiş. Yine de o kalp alınır mı? Kalp belki kullanılamaz; ama diğer organlar kullanılabilir. Geçen operasyonumuzda 78 yaşındaki birinin karaciğerini aldık ve naklettik. Bu organa göre değişir. Aile onay vermişse biz yoğun bakımdaki kişinin organlarını değerlendiriyoruz. Testlerimiz var. Bir organın çalışıp çalışmayacağını tespit edebiliyoruz.   Peki o hastanın karaciğerini bana taktınız diyelim. O organ gençleşir mi? Biyolojik olarak olduğu yerden devam eder. Karaciğerinde tümör olan 6 ay yaşar denilen bir hastaya bir organ takıyorsunuz ve hasta uzun yıllar yaşayabiliyor. Organ naklinde hastayı uçurumun kenarından kurtarıyorsunuz. Tabiri caizse donör olan kişi bir elinden biz de diğer elinden tutuyoruz ve kişiyi yeniden hayata bağlamaya çalışıyoruz. Diyanet İşleri Başkanlığı da organ bağışının dinen bir mahsuru olmadığını belirtti. Diyanet İşleri Başkanı, ''organ bağışı candan cana giden en büyük sadakadır'' dedi. Bu gerçekten çok önemli bir mesaj.   Pes ettiğiniz, motivasyonunuz düştüğü oluyor mu?   Pes ettiğim değil ama ara verdiğim oluyor. Bazen bir adım geri çekiliyorum. Oku ileri atmak için geri çekmek gerekir. Bazen geri adım atmak da ileri yürümektir. Bazen durmak yine yürümektir. Hayat denge içinde gitmelidir. Her zaman istediğiniz gibi gitmiyor. O zaman formüller geliştirmeniz gerekir. Bir şeyin üstesinden gelmek istiyorsanız, kendinize inanmanız gerekiyor. Doğru olduğunuza inanmanız gerekiyor. Dürüst davrandığınıza inanmanız ve yönetmeniz gerekiyor. Karşınızdaki insana anlatmanız gerekiyor. Ben hiçbir insanın herhangi bir konuda ikna olamayacağını düşünmüyorum. Önemli olan o insanın sarayına giriş kapısını bulabilmenizdir.   http://www.memorial.com.tr/doktorlar/kamil-yalcin-polat/   http://www.drkamilyalcinpolat.com/        

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir