19 Nis · MommiesBook · No Comments

Obezite

Hayat modernleştikçe malesef şişmanlıyoruz…
Obezite; vücutta aşırı yağ depolanması ile ortaya çıkan enerji metabolizması bozukluğudur. Çocukluk çağında başlayan obezitenin erişkin dönemde de devam etmesi ve sağlık için risk oluşturması söz konusudur.
Sağlıklı  bir gelecek için çocuklarımızın fazla kilolarından kurtulmaları şart. Çocukların boş zamanlarının en büyük eğlencesi televizyon ya da bilgisayar karşısında geçirilen saatler. Sokakta oyun oynayarak ya da spor yaparak geçirilmesi gereken bu anları uzun süre hareketsiz bir şekilde yaşayan çocuklar için birçok sorun kaçınılmaz hale geliyor. Obezite de bu hastalıklardan biri. Yapılan çalışmalar, durumun ciddiyetini çok net  gösteriyor. Gelişmiş ülkelerde her 100 çocuktan 27’si obezite riskiyle karşı karşıya. Günde 4 saat hareketsiz bir şekilde oturan çocukların 1 saat ve daha az bu şekilde vakit geçirenlere oranla fazla kilolu olma ihtimalleri oldukça fazla. Modern hayatın getirdiği yanlış beslenme alışkanlıkları ve hareketsiz yaşam yetişkinlerde olduğu gibi çocuklarda da obezite riskini beraberinde getiriyor.  Çocukların yağdan zengin, kalorisi yüksek yiyecekleri fazla miktarda tüketmeleri vücutlarında yağ birikimine dolayısıyla da kilo alımına neden oluyor. Normal şartlarda sokakta oynamaları ya da spor yapmaları gereken çocukların hareketsiz kalmaları da obeziteye neden olan bir diğer etken. Televizyon ya da bilgisayar karşısında uzun saatler geçirmek hem çocukların aktivitelerinin azalmasına hem de metabolizma hızlarının yavaşlamasına sebep oluyor. Yapılan araştırmalar da tüm bu etkenler nedeniyle çocuklarda obezite görülme oranının hızla arttığını gösteriyor.   Obeziteyle karşı karşıya kalmamak için yapılacaklar aslında çok kolay. İlk yapılacak şey ''bilinçlenmek''. Aşağıdaki bilgiler hepimiz için çok ama çok önemli bilgiler. - Beslenme düzenini bebeklik döneminde oluşturun: Obezitenin önüne geçebilmek için çocukların dünyaya geldikleri andan itibaren anne sütüyle başlayan beslenme düzenlerini gelişimlerine uygun bir şekilde düzenlemek gerekiyor. Büyümenin hızlı olduğu küçük çocukluk dönemlerinde besin kısıtlaması önerilmiyor.  Ancak enerjisi fazla atıştırmalık besinler yerine besinsel değeri yüksek kalorisi az besinlerin tercih edilmesi gerekiyor. - Yiyecekleri asla yasaklamayın: Çocukluk döneminde bazı besinleri yasaklamak, kısıtlanan yiyeceğe eğilimi arttırabiliyor. Yiyecek seçiminde aşırı kısıtlamacı olmak yerine çocuğa sağlıklı besin alternatifleri sunmak çok daha faydalı sonuçlar doğuruyor. - Egzersize yönlendirin: Çocukluk döneminde öncelikli olarak fiziksel aktivitenin arttırılmasına önem verilmeli. Egzersizle kilo belirgin şekilde azalmayabiliyor. Ancak vücuttaki yağ dokusu yerini kas dokusuna bırakıyor ve yağ-kas oranında değişim görülüyor. Egzersiz obez kişinin psikolojik durumunu da iyileştiriyor. Çocuklar için yürüyüş gibi düşük yoğunlukta egzersizler; gençlerde için ise yoğun egzersiz programlarına ihtiyaç duyulabiliyor. Haftada en az 3 defa 30 dakikalık egzersizler çocuklar için idealdir. - Çocuklarınıza rol model olun: Anne babaların obeziteyi düzeltmedeki rolü çok önemli. Beslenmeyi sağlayan ve model oluşturan en önemli kişiler ebeveynler. Anne babaların çocuklarına sağlıklı besinler ve ara öğün seçenekleri sunmaya, beslenme ve egzersiz konusunda iyi örnek oluşturmaya özen göstermeleri gerekiyor. -Kiloyu odak noktası yapmayın: Obezite, çok faktörlü, kişiye göre düzenlenmiş ve davranış kalıbı düzenlemeye dayalı bir programla başarıyla tedavi edilebiliyor. Günümüzde artan yeme problemi sorunları göz önüne alınarak bir kilo hedefi belirlemekten kaçınılmalı. Kilo fazlalığı çok değilse kilo kaybı hedeflemeyen bir program belirlemek daha doğru olacaktır. - Toplumsal bilinç artırılmalı: Obezite ile savaş aslında toplumsal bilinçlenme ile kazanılır. Obeziteye yol açan risk etmenlerine karşı kampanyalar ve yasal önlemler uygulanabilir. Okul programlarında obeziteye yönelik eğitim sağlanması, televizyonlarda bu tip kampanyaların hazırlanması obezitenin önlenmesinde yarar sağlayacaktır.   Yemek ya da hareket gibi değiştirilebilir etkenlerin yanı sıra obeziteye neden olan önemli bir faktör de genler. Öyle ki obezite ve genetik etmenler üzerinde yapılan araştırmalarda her iki ebeveyn obez ise çocuğun obez olma şansı yüzde 80, yalnızca biri obez ise yüzde 50, ikisinin zayıf olması durumunda ise yüzde 9 olduğu ortaya çıkmıştır. Oranlar gayet net ve hayatımızı buna göre düzenlememiz şart. Çevresel etmenler düzenlendiğinde, fiziksel aktivite artırılıp beslenme düzen ve dengesi sağlandığında, obeziteye genetik eğilim olsa bile çocuklardaki şişmanlığın önüne geçilebiliyor.
Şişmanlık ile hipertansiyon, kardiyovasküler hastalıklar, diyabet, dejeneratif artrit, tromboflebit gibi birçok hastalık arasında sıkı bir ilişki olduğu, şişman kişilerde yaşam süresinin kısaldığı, ayrıca erişkin şişmanların büyük çoğunluğunda bu durumun başlangıcının ''çocukluk'' yaşlarına uzandığı iyi bilinmektedir. Bu nedenle çocukluk yaşlarındaki şişmanlık günümüzde önemli bir sağlık sorunu olarak ele alınmaktadır. Fizyolojik rahatsızlıkların yanı sıra obez çocuklar sosyal yaşamlarında da birçok sorunla karşılaşıyor. Akademik başarısızlık, daha az iş imkanı ve kilo kaybetmeyi başaramamanın neden olduğu azalmış özgüven obez çocuk ve gençlerin sosyal olarak izole bir hayat sürmelerine neden oluyor. Obez çocuklar iri yapıları nedeniyle büyük yaşta oldukları zannedilebiliyor ve sosyal becerilerde daha büyük yaş gruplarından beklenilen performans beklenildiği için sosyalizasyon becerileri kötü etkilenebiliyor Bu durumun önüne geçmek aslında ailelerin ama en çok da annelerin elinde. Çocuklarımızın alışkanlıklarını biz oluşturuyoruz ve sonrada o alışkanlıkları değiştirmeye çalışabiliyoruz. Bir kereden bir şey olmaz diyerek; çikolata, cips, pastane ürünleri veya market ürünlerini çocuklarına tattırıp, sonrasında çocuk o maddeyi tekrar talep ettiğinde ''hayır'' demek kadar saçma bir hareket yok. ''Çok ağlıyor, yeterki sussun'' diye anı kurtarmayı düşünebiliyorsunuz. Çocukluk çağında sağlıksız beslenen bireylerin, 30 yaşına geldiğinde; diyabet, obezite ya da daha kötü hastalıklarla karşılaşmaları çok olası. İyi düşünün; çocuğunuz bir-iki kere ağlasın ama kararlı bir annesi olduğunu mu görsün? Yoksa, 30 yaşına geldiğinde''ailemin bilinçsizliği yüzünden böyle oldu'' mu desin? Karar sizin.
 
 

Category: Sağlık

MommiesBook

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Kategoriler

Yenilikleri takip etmek için E-Bülten’ e üye olun


Bumerang - Yazarkafe