15 Mar · MommiesBook · No Comments

Havalandırma Mikrobu

Çok zor zamanlar geçirdim ve galiba sonuna yaklaştım.

6. Hastalıkla başlayan serüvenimiz azı dişlerinin şaha kalkmasıyda bizi mahvetti. Ben hastanelik oldum 2 serum 1 antibiyotik 3 günde topaldım... Özetleri geçelim...

Gönlünce eğlendi bizimle 6.hastalık ve geçti gitti. Bir önceki postu hatırlarsanız anlatmıştım. Hadi dedik, aldık kuzumu da bir Antalya yapalım. Yılbaşına keyifle girelim, doya doya eğlenenelim. 4 gün güzel bir otelde , çekirdek ailemiz, bir de yardımcı ablamızla şahane bir tatil bizi bekliyor diye düşündük. İlk gün yani 31 Aralık çok keyifliydi. Sonraki günlerde ne gece ne gündüz uyku bilmedik…

Zeynep Derin’ in burnu tıkalıydı ve hiç açılmadı. Muhtemelen klima çalıştığı için yaşıyoruz bu sorunu diye düşündük. Çünkü benim de sürekli agzım kuruyor, burnum tıkanıyordu. Gerçekten nefret ederim klimadan. Yaz- kış farketmez, hiç sevgimi kazanamadı bu sefil alet. Malum hava buz, klimasız da olmazdı. 2. gün bir baktım Zeynep’in sağ gözünde hafif kırmızılık var. Eşime gösterdim çok önemli bir şeye benzemiyor, toz kaçmış olabilir dedik. 3. gün sabah bir baktık gözü kıpkırmızı! Burun akıntısı şiddetlendi, göz enfeksiyonuyla birlikte bodozlama geldi. 4. gün aksi gibi pazar gününe denk geldi.

Eczane aradık,bulamadık. Doktorumuzla görüştük, önerdiği ilaçları otel çalışanlarına aldırdık. Bilen bilir, burnu tıkalı bebek asla uçağa binemez. Burun tıkalıyken uçak kabininde oluşan basınç, kulak zarına baskı yapar ve zar yavaş yavaş çöker. Dolayısıyla kesin olan şuydu, burnunu açmadan uçağa falan binemeyeceğiz.

Otelden 14.00 de çıktık, uçak 17.00 de. Burnunu uçuştan 1 saat önce temizleyin dedi doktorumuz.

Havaalanında temizleriz dedik ve yola çıktık. Havaalanına vardığımızda check-in sırasında eşim bir önceki uçuşta yer buldu ve uçak saatimiz 15.50 olarak değişti. İkimizde bir an önce evimize gitmek istiyorduk.

Hemen Zeynep'in burnunu temizledim, tabi bağırış çağırış. Sonra uçağa bindik, başladık uçuşu beklemeye... 15.50, 16.30, 17.00 …

Ve pilot amca dedi ki;  ‘’ uçağımızın fren sistemindeki arıza sebebiyle, yolcularımızı bir sonraki uçağa yönlendireceğiz''. Haydaaaaaa !!! Çocuk hasta zaten, bir daha toparlan, hadi bekleme alanına… Bir sonraki uçuş 21.00 de ama rötar var,uçuş saati 22.50 ... Bildiğiniz kabus. Böyle durumlarda Allah beterinden saklasın derim hep ama gerçekten çok bunaltıcı, son derece yorucu bir tatildi. Şükür evimize geldik,2 gün sonra eşim ailesiyle beraber Umre ziyareti yapmak üzere gittiler.

Zeynep’in hastalığı sırasında  günde 5 kere burnunu aspire ettim ve 3 gün göz damlası kullandım. Kulak iltihabı fena birşey;  kendimden biliyorum, Zeynep’in yaşamaması için elimden geleni yaptım 3 günde toparladım kuzumu. Doktorum da çok iyi yapmışssın dedi çünkü hiç bir ilaç bu etkiyi yaratmaz, en önemlisi sinüslerin temizlenmesi ve kulağa vurmaması. En önemlisi de şu; doktorumuz hastalığın sebebinin ''havalandırma mikrobu'' olduğunu söyledi.

Uçaktaki havalandırma veya otelin havalandırması, ikisinden biri ya da her ikisi de… Havalandırma (klima) mikrobu diye bir şey varmış zormuş öğrenmiş olduk.

Tam havalandırma mikrobu konusu geçti derken, babamız geldi Umre’ den. Allah kabul etsin dedik, sarıldık hasret giderdik, e yorgunluk tabi biraz nane mollaydı '' hasta olacak gibiyim çok da yoruldum’’ deyince biz hurmalarımızı yiyip yattık:)

Ertesi gün Zeynep 39.6 derece ateşle uyandı! Yanlış gördüm sandım bir an şok oldum. Tam 4 kere ölçtüm.

Hemen ılık duş ve parasetemol ile müdahale ettim. 40 dakika sonra 38.5, 1 saat sonra 37.8 oldu. Bu ateş 5 gün boyunca ne gece ne gündüz hiç 37.5 in altına inmedi.

Zeynep Derin için doktorumuz dedi ki: ''4 gün izleyelim, durumuna göre kan alıp hemogram bakalım''. Ateş  devam etti. Hastaneye gittik, kan verdik ve başladık korkuyla beklemeye…

Neden mi korkuyla bekledik? Çünkü 1 yaş kontrolünde kan vermiştik ve kan sayımında lenfosit düşük çıkmıştı. Enfeksiyon vardır demiştik ama aklımızın bir tarafında da yer etmişti.

Neyse ki bu sefer lenfosit normal değerde çıktı ve diğer değerlerden de anladık ki virütik bir durummuş babamız sağolsun, kendi daha olmadan kızını hasta etmiş. 1 aydır bunlarla mücadele ediyorum, o kadar yoruldum ki. Havalandırma mikrobunun düşürdüğü bağışıklık üstüne babadan gelen mikropla zor günler geçirdik.

Ne hastalıkmış ki kuzumun hala burnu akıyor ve öksürüyor. Son 2-3 günümüz kaldı, inşallah onlarda geçecek.

Bu 1 ay bana öğretti ki ; kışın, bebekle tatile gidilmese iyi olur. Çünkü oteller havalandırmalarını yazın temizletiyorlarmış ben de yeni öğrendim. Bebeklerin bağışık sistemleri bizler kadar güçlü olmadığı için hemen kapıyorlar enfeksiyonları. Dışardan gelen her kimse, elleri iyice yıkatılmadan (antipatik bile olsanız) bebek verilmez.

Bu arada yeni keşfim olan bir şeyi paylaşmak istiyorum sizinle.

''Keçiboynuzu özü''. Bazı eczanelerde satılıyor ve öksürük için inanılmaz faydalı oluyor.

Sabah akşam 1 çay kaşığı .Hünnap marka en önerileni. Doktorunuza sormadan kullanmayın tabi.  Sevgiler...

Category: Sağlık

MommiesBook

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Kategoriler

Yenilikleri takip etmek için E-Bülten’ e üye olun


Bumerang - Yazarkafe